DUYURULAR

lotta-feministanin-arsivlerinin-acilmasi-icin-kampanyaİtalyan otonomist feministlerinden Mariarosa Dalla Costa’nın, başta İtalya’da 70’lerdeki kadın hareketinin önemli...
no-tav-hareketi-yine-saldiri-altinda Kimden: Silvia Federici silvia.federici@hofstra.edu   Lütfen bu bildiriyi imzalayın, olabildiğince...
her-seyi-istiyoruz Vicdanı ve utancı olmayan onursuz insanlar!.. Dini imanı para olmuş patronlar ve köleler! El pençe divan...
otonom-27-sayi-merhaba  Merhaba,Dünyanın bütün dilerini bilseydik… Balıkların, denizlerin; kuşların, gökyüzünün, bulutların;ağaçların,...
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Gösterim: 3204
Yazdır

Marksizmde tarihin ya da sınıflar mücadelesinin mantığı olarak yorumlanmasından önce, diyalektik Hegel'de aynı zamanda özne olan tözü ifade eden Tin’in ve bu Tin’in cisimleşmiş biçimi olarak devletin mantığı olarak ortaya konulur. Hegel, bütün bir felsefesine ruhunu veren diyalektiği devlete uygulayarak modern egemenlik teorisinin krizine etkili bir müdahalede bulunur. Şeyi şey olarak ve ilişkiyi ancak şeyler arası bir ilişki olarak düşünmeye karşı diyalektik, şeylerin doğrudan kendisini ilişki olarak düşünebilmenin bir mantığını sunar. Bu bakımdan Hegel’in devleti çelişkiyle devinen diyalektik bir ilişki olarak düşünmesinin en önemli sonucu, devletin artık insanların üzerindeki dışsal ve aşkın bir zor aygıtı yerine, bizzat insanların eylemleri üzerinde eyleyen, kendini onların eylemleri yoluyla yeniden üreten bir ilişkisellik haline gelişidir. Tersinden söylendiğinde, Hegel’de diyalektik, aşkın bir egemenlik olarak devletin insanların eylemlerine içkinleşerek aşağıdan üretimini mümkün kılar.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 2274
Yazdır

Futbolun afyon olduğu, lümpen bir alan olduğu, aslında insanların uyku tulumu haline getirilmiş stadyumlarda uyutulduğu tartışmaları, “Gezi Parkı Direnişi” ve taraftar gruplarının direnişteki konumu ile ayyuka çıktı. Yaşam alanlarının giderek ticarileşmesi, futbolun piyasalaştırılması süreciyle de başa baş gidiyor. Bu anlamda futbolun piyasalaşmasının ikinci boyutundan, taraftarlığın dönüşümüne bakmak, giderek muhalifleşen taraftar gruplarını anlamak açısından yardımcı olabilir.

Oyunun öznelerinin nasıl nesneleştirildiği, piyasada birer tüketici, stadyumlarda birer izleyici konumuna nasıl sürüklendiğini görmek için lisanslı ürünlere bakalım. Artık taraftarlık öyle bir hale geldi ki; anlamını lisanslı ürün satın almakta buldu.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Teori
Gösterim: 2340
Yazdır

Politik kriz, iki antagonist kavramı birlikte üretiyor: tahakküm ve özgürlük. Kapitalizm aşkınlık düzlemi ve sonsuz bir tahakkümdür. İçkinlik düzlemi özgürlük ise kapitalizm için sonsuz bir kriz pratiğidir. Bu bağlamda tahakküm, özgürlük kavramını diyalektik içinde tutarak işliyor ve çalışıyor. Tahakküm bu nedenle krizin diyalektiğinde kendini olumluyor. Özgürlük politik pratiğini, tahakkümün olumsuzlaması üzerinden kurdukça nihilizmin diyalektiğin içinden çıkamıyor ve böylece tahakkümü reforme ederek yeniden üretiyor.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Emek ve Değer Teori
Gösterim: 4485
Yazdır

Marx’ın meta fetişizmi, değişim değeri üretimine dayalı kapitalist toplumsal ilişkilerin kuruluşu, genelleşmesi ve işleyişi anlamında üzerinde özellikle düşünülmesi gereken kavramlardan biridir. Kapital’in birinci cildinin ilk kısmının sonunda yer alan meta fetişizmi analizi, Marx’ın daha önceki eserlerinde, özellikle 1844 Elyazmaları’nda, Alman İdeolojisi’nde ve Grundrisse’de “yabancılaşma” ve “ideoloji” kavramları etrafında yürüttüğü tartışmaların izini sürer. Marx’ın metadan yola çıkarak kapitalist değer üretiminin toplumsallığını soyutlaması, aslında Kapital’de yaptığı sermaye analizinin bütününe damgasını vuran soyutlamadır ve incelediği tüm kavram ve kategoriler bu soyutlama bağlamında anlamını bulur.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Gençlik ve Üniversiteler
Gösterim: 2600
Yazdır

İktidar ilişkileri akışkan ve değişime içkindir. İktidar biyopolitik bir strateji, pratik ve ilişkiselliktir. Yaşamın her alanı üzerinde iktidarların işlemesine karşı artık her yer direniş ve mücadele alanı haline gelmiş bulunmakta. İktidarın tahakküm nesnesi ise beden ve hayattır. Artık temel sorumuz hayata karşı hayatı nasıl kuracağımıza oturur.

 

Hayatın Ontolojisi: Çokluk

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Gösterim: 3737
Yazdır

İktidar kavramı üzerine düşünmek Egemenlik teorisi üzerine düşünmektir. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın kuramsal birikiminde “Egemenlik teorisi” üzerine düşünmenin pek yeri olmadığını söylemek yanlış olmayacaktır. Daha cesur bir ifade kullanırsak: “Egemenlik teorisi” üzerine hiç düşünülmemiştir. Bu durumun en önemli nedeni “iktidar” kavramının politik felsefe ve politik teori olarak olumlanmasıdır. Bu hakikat ruhumuzda “devlet”i kişilikleştirmiştir. Oysa iktidar ve egemenlik teorisi üzerine düşünmek “politik olan” üzerine düşünmektir. Bu bağlamda “politik olan nedir” sorusu karşısında sol’un teorik ve pratik pozisyonunun tıkanıklık ve kriz olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bu kriz kadim bir krizdir ve günümüz politik pratiğini tıkayan bir hale gelmiştir.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Gösterim: 3403
Yazdır

Ulus abi, Deleuze’ün monografileri üzerine düşünürken iki noktanın önemini işaret etmiştir. Birincisi, Deleuze’ün monografilerinde yer alan filozofların ölü değil, yaşayan filozoflar olduğu; ikincisi ise Deleuze’ün yapıtlarının “monografiler” ve “kendi felsefesini kurduğu” kitaplar olarak ayrıştırılmasının doğru olmadığı üzerinedir. Ulus abi’nin öne çıkardığı bu anlamlı iki noktayı ifade edip Ulus abi’yi yâd ettikten sonra sohbetimize devam edelim.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Otonomist Marksizm
Gösterim: 1980
Yazdır

Bu Haziran başka bir Haziran. Bu Haziran gökyüzünün özgürlüğünü hisseden bir Haziran. Onurlu Haziranlardan bir başkası…

27 Mayıs günü sabaha karşı dozerin Gezi parkına girmesi ile bir grup insan şehirlerini korumak ve hafızalarına sahip çıkmak adına Gezi Parkı’ndaki yıkıma dur demek için nöbet tutmaya başladı. 29 Mayıs sabahında polis biber gazı ile eylemcilere müdahale ederek eylemcileri alandan çıkarmaya çalıştı. İnançlarından vazgeçmeyen halk orada kalarak direndi. 30 Mayıs akşamı polis şiddetine rağmen parkta ve birlikte olmanın gücü ile halk sesini duyurmaya devam etti. Çocuk, genç, yaşlı herkes parklarına, sokaklarına, şehrine sahip çıkmak için oradaydı.

Devamını oku...
 
Administrator tarafından yazıldı. Kategori: Politik Felsefe
Gösterim: 3131
Yazdır

Modern felsefenin kendiden önceki gelenekten seküler temeliyle ayrıldığı söylenir. Bu sekülerleşmenin ardında yatan, bir teoloji karşıtlığının da ötesinde, bu dünyanın anlamının kuruluşunun ister ontolojik isterse epistemolojik seküler bir tarihi olduğu fikridir. Başka bir deyişle varlığın üretimini ve yeniden üretimini anlamlandırmamızı mümkün kılan nedensellikler bu dünyadadır, ama daha da önemlisi bu nedensellikler bizzat etkinlik halindedir. Bu nedensellikleri tarihsel kılan ve ontolojik ya da epistemolojik bir kuruluş içinde düşünebilmeyi mümkün kılan, 

Devamını oku...